MUTLULUK


Şimdi 100 kişiyi bir araya toplasak ve herbirine ayrı ayrı “Ne istiyorsun” diye sorsak, hiç şüphem yok %90 gibi bir oran “Mutlu olmak istiyorum” der.. Ya da Keyifli olmak, huzurlu olmak..

Biz bugün Mutlu olmak üzerinden gidelim. Siz sonra, yazıyı baştan okumak istediğinizde başka bir durumu yerine koyabilirsiniz.

Genellikle duygu durumlarımızı cümle içinde kullanırken “Olmak” fiilini kullanırız...

Nedir “Olmak?” Sözlük anlamı, "varlık durumuna gelmek, oluşmak, gerçekleşmek."

Yani diyoruz ki, mutlu duruma gelmek istiyorum. Mutluluğun gerçekleşmesini istiyorum..

Şimdi, diğer sorumuza gelelim.

Nasıl mutlu oluruz?

Çok param olursa, Eşim/sevgilim yanımda olursa, herkes beni çok severse vs..mutlu olurum.

Yani, eğer birşeyler gerçekleşirse ben mutlu olurum..

Çok güzel, bu şekil istemeye devam edin o halde..Belki bir gün mutlu olursunuz.

Kendimize faydalı şeyleri bir şeylerin gerçekleşmesine bağladığımız an, onları kendimizden ne kadar uzaklaştırdığımızın farkında mıyız acaba?

Çok param olursa mutlu olurum örneğine gelelim.

Bir kere, istediğimiz birşeyi koşula bağladık mı olmuyor efendim.

Öncelikle para sahibi olmayı istemeye başlar, sonrasında mutlu olmayı istersen, işte burada mutluluğu koşula bağladın demektir. Bu da isteklerin gerçekleşme olasılığını düşüren bir durum. Evrende herşey sınırsız diyoruz, fırsat kaynıyor diyoruz.. E o zaman isteklerimizi niye koşula bağlıyoruz?

Gerçek bir mutluluksa eğer istediğimiz, onu bir şeylere sahip olarak elde etmemiz ne kadar mümkün olabilir sizce?

Peki ya koşulsuz olarak ve herşeye rağmen mutlu olmayı seçersek nasıl olur?

Şu 2 cümleyi kendinize yüksek sesle okumanızı rica ediyorum.

1- Mutlu olmayı, mutluluğun gerçekleşmesini diliyorum.

2- Mutluluğu seçiyorum

Bana verdiği hisleri anlatayım size.

İlkinde, mutlu olma halini diliyorum evet ama gelecekte olacak olan bir durumdan bahsediyorum gibi.

İkincisinde ise, önümde bulunan seçenekler arasında, şuanda, mutlu olmayı seçiyorum ve artık mutluyum.

Darel Rutherford’un kitabından çok güzel bir paragrafı aktarmak istiyorum size aşağıda. Aslında bu paragraf tam da ne demek istediğimi çok güzel anlatacak bizlere.

“Dua cevaplama süreci siz kim olacağınızı seçtiğinizde başlar. Yeni bir VAROLMA HALİNİ seçerek, VAROLUŞ İLKESİNİ kendi durumunuz için kullanmış olursunuz. Çekim yasası ise bundan sonra devreye girer ve sizin YENİ VAROLUŞ SEÇİMİNİZE ait gerçekliği yaratma sürecini tamamlar.”

İşte durumun özeti budur. Yazıyı mutlu olma durumuna uyarlayalım.

Biz mutlu olmayı seçtiğimizde, düşündüğümüz ve istediğimize dönüşürüz ve Evren de bu mutlu olma seçimimiz ile ilgili gerçekliği yaratmaya başlar.

Hayatta bir sürü varoluş seçimi yaparız. Acı çekmek, mutsuz olmak, keyifsiz olmak, huzursuz olmak, negatif olmak, pozitif olmak,huzurlu olmak vs..Hepsi bizim seçimlerimiz. Biz tercih ettiğimiz ve seçtiğimiz için hayatımızdalar. Ali seçtiği için, Veli seçtiği için değil. BİZ yarattık o anları, biz seçtik.

İşte çok sevgili Rana Kaplan Hocamın sıklıkla bahsettiği "Aha!" anı..

Ne güzel bir andır o an..Önceleri, "hadi canım, ne saçma ben miyim yani bunu yapan, ben miyim kendimi mutsuz eden, hadi be sen de" dedirten ama sonrasında " Tabi ya, ben seçtim!, ben yaptım!" dedirterek, insanın sırtını ve duruşunu bir anda dikleştiren..

Hayatınızda bir sürü Aha! anınız olsun inşallah diyerek, farkındalığımızın tavan yaptığı, artık çözümü bulduğumuz bu noktadan ayrılarak, "Neler yapabiliriz?" i düşünmeye gidelim biraz..

Einstein’in çok güzel bir lafı vardır bilirsiniz.

“Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemektir.”

Siz her Allahın günü, kendinizi mutsuz edecek olayların içine atıyorsanız kendinizi, bu seçiminizden vazgeçmedikçe mutlu olmanızın imkanı var mı? Cevabı vermiyorum elbet. Çok şükür, kimsenin tercihlerine karışmıyoruz.

En fazla aşağıdaki sorularımızı cevaplamaya davet edebiliriz..

  • O sürekli dırdır yapan, size hiçbir şey katmayan arkadaş ya da tanıdığınızın yanında mutlu musunuz? Mutluysanız, size artan mutluluklar dileriz. Diyelim ki değilsiniz, sizi o kişiyle konuşmaya iten durum nedir?

  • O televizyondaki ağlamalı sızlamalı, ah yandımlı diziler kalbinizi ne hale getiriyor? Diyelim ki kalbiniz sıkışıyor her seferinde..O dizileri izleme zorunluluğumuz var mıdır? Onun yerine kendiniz için hangi faydalı aktiviteleri tercih edersiniz?

  • Bugüne kadar başkalarının sizi mutlu etmesini mi beklediniz yoksa kendi hayatınızın sorumluluğunu alıp, gücü kendiniz alarak mı yaşadınız? Ortada gerçek olan bir durum var. Hiç kimse sizi mutlu/mutsuz edebilme gücüne sahip değil, bu güce - kendinize kullandığınız müddetçe- siz sahipsiniz. Bu gücünüzün farkına ne zaman varmayı düşünüyorsunuz?

  • Yaşadığınız herşey kendi seçiminiz ise, başka insanların, karşınızdaki kişi/kişilerin bu seçimdeki suçu ne olabilir? Hiçbirinin yarattığınız, yaşamayı seçtiğiniz hayatta ya da duygu durumunda zerre payı yoksa, boşu boşuna enerji alanınızı negatif duygularla doldurmuyorsunuz da ne yapıyorsunuz? Enerjinizi kendi seçimlerinizi faydalı hale dönüştürmeye mi faydasız hele dönüştürmeye mi harcamak istersiniz? E tabi, tercih yine sizin..Biz birşey diyemeyiz.

  • Negatif konuşan insanlardan özgürleşmek mi istersiniz yoksa onlarla çok mu mutlusunuz? Herkes kendi bakış açısıyla, kendi penceresinden, kendi gerçekliğiyle konuşma hakkına sahip. Bu onların özgürlük alanı. Sizler bu düşüncelere ait değilseniz, sahiplenmek ve kabullenmek durumunda mısınız? He, aitseniz ve kabulleniyorsanız, size yine mutluluklar dileriz.

  • Varoluş seçiminizde sizinle birlikte yürümek isteyen, yöntemler farklı olsa da sizinle aynı seçimleri yapmış olan, destekçi insanlarla mı gününüzü geçirmek istersiniz enerjinizi dibe çöktüren insanlarla mı? Hangisini hayatınıza kabul edersiniz?

Herşeyden önemli bir tek konu var. Siz çok özelsiniz ve çok değerlisiniz. Lütfen kendinizi sevin. Seçimleriniz size şimdiye kadar fayda sağlamamış olabilir. Gayet normal, bunun farkına varın ve bundan sonra kendiniz için faydalı seçimler yapın. Kendinize haksızlık etmeyin.

Kendi seçimlerinizle yaşadığınız keşkesiz hayatlarınız, harika seçimleriniz olması dileğiyle..

NERGİS KAYGAS


137 görüntüleme