Dostluk


Kendini kaybettiğin, hiç iyileşmeyeceğini sandığın ve hiç ummadığın bir anda, kaldırırsın kafanı yukarı, bakarsın bir el uzanır sana doğru. Önce tutmaya çekinirsin o eli. Aklından, zamanında elini tutan, seninle –sözde- gülen, -sözde- ağlayan insanlar bir bir geçer. O an bir karar verirsin. Tutuverirsin uzanan eli..Neden tuttuğunu da bilmezsin; elin kendiliğinden gidiverir. O el sadece bir kere uzanır. Sonrasında, bir daha hiç el uzatılacak durumda olma diye hep yanında olacaktır, sonradan anlarsın.

İşte, hayatın size sunduğu en büyük lüks, en büyük mucize, en büyük sürpriz hayatınızdadır artık. Belki de çok yenidir ama eskimeyecektir. Kıymetlidir, özeldir. Dostluğa olan inancı yitirdiğiniz anda, evrenin size göz kırptığı ve size sunduğudur.

Aramakla bulunmuyor.. O zaten geliyor ve sizi buluyor. Kaybetmekten korkuyorsunuz ilk başta..Sonra bir bakıyorsunuz ki, yanınızda olduğu hatta olmadığı her anda bu korkunuzun son bulduğunu farkediveriyorsunuz. Tüm korkularınız, endişeleriniz, dostunuzda yok oluveriyor bir anda.

Anlatmaya kalkıyorsunuz, olmuyor. Anlamaya çalışıyorsunuz yine olmuyor. Kısacası hissedilenin tarifi mümkün olmuyor.

Ancak şöyle tanımlanabiliyor.

Koşulsuz sevginin deneyimlendiği, şartlı sevginin yok olduğu, değerinin bilindiğidir DOST. Seni her halinle bilen, kabul edendir. Yanında utanmadığındır, sen olabildiğindir, çekinmediğindir, hiçbirşeyi saklayamadığındır.

Sadece çıkar üzerine kurulan, statüler gereği bir araya geldiğin maskelilerden olmayandır. Uzakta bile olsa sarıldığındır, sarıldığında hissettiğindir. Her zaman dip dibe olmana gerek olmayandır. Git deseniz de gitmeyendir, itsen de sarılandır. Yeri geldiğinde kendine getirendir. Nasılsın sorusunu sormayan, zaten nasıl olduğunu taa uzaktan bile hisseden, anlayan ve sırf senin nasıl olduğunu, yaşayıp yaşamadığını merak ettiğinden yeri geldiğinde anlamsız da olsa mesaj atandır. “Nasılsın” değil, “iyi misin” diyendir.

Birşeyleri anlatma ihtiyacı duymadığındır çünkü seni gözünden anlayandır. Aynı anda aynı şeyi düşünebildiğin, bunu hissettiğinde de içini sımsıcak sarandır. İmtiyazlıdır. Her zaman yanında olan değil, gerektiğinde yanında bitendir. Dört bir yanındadır, gölgendir, can’dır, candandır.

Samimiyet ve güveni anda hissettiğin, teslim olabildiğindir. Çoğu kimse için yıllar içinde hissedilebilen o samimiyeti sadece bir dakikada bile olsa hissedebildiğindir..

Kimseyle paylaşamadığın, yüreğinin en taa derininde hissettiğin ama tarif edemediğindir. Yüreğinin en dibini gördüğün, yüreğinizin en dibini açtığınızdır. Limanınızdır. Korkmadan derinlerine daldığınız, daldığınızda da sarmalandığınızdır. Her daim dualarınızda olandır. Her gece kafanı yastığa koyduğunda şükrettiğindir. Yanındayken de, uzaktayken de özlediğindir.

Seni senden çok sevendir. Bu yazıları yazarken bile yanında hissettiğin, seni ağlatabilendir. Kalpte değil, ruhta yaşayandır. Ruh eşindir. Dost can’dır.

Sevgiyle,

Nergis KAYGAS


46 görüntüleme