ÖNCE ALIŞVERİŞ SONRA MUTLULUK


Yazımı okumaya başlamadan önce, lütfen öncelikle burayı okuyunuz.

Doğum-ölüm eşit, yaşam eşit değildir. Bir gün hepimiz aynı şekilde yaşama veda edeceksek, şuanda sahip olduklarımız bile bize yetmiyor ve tatmin değilsek, bu dünyada edindiğimiz, edindikçe de tatmin olmadığımız onca mal-mülk te bize bir mutluluk vs. getirmiyorsa, acaba bir yerlerde eksik olan ne?

En son bu şekilde bitirmiştim son yazımı ve devam edeceğim demiştim..Bugün de, mutluluğu bir türlü yakalayamamamızdaki eksiklikler neler olabilir, bu konudaki yorumlarımı paylaşmak istiyorum sizlerle.

Bir şeylere sahip olsa da olmasa da, hep sahip olduğundan fazlasını ister insanoğlu. Fakirin, zengine göre daha elde edeceği çok şey vardır ve bir gün zengin olma fikri sebebi ile hayatı daha anlamlıdır; Allah'ım kafamı sokacak bir ev der, kafasını sokacağı bir evi olur..Sonra bana gelir getirecek ikinci bir ev der, ikinci evi ister..Artık araba lazım der, araba ister..Bu böyle devam eder. Hiç bitmez..Böyle böyle, hayatı daha “anlamlı kılma ve mutlu olma” çabasıyla yaşam geçer.

Zengin, birçok şeye sahiptir. Birçok şeye sahip olup, gün gelir mutlu olmadığını farkeder ama mutlu olamama sebebini daha birçok şeye sahip olamaması olarak görür ve daha çok ister. O da hayatını “anlamlı kılma ve mutlu olma” çabasıyla geçirir.

Buraya kadar asında bir sorun yok gibi görünür. Herkes, istediğine ulaşma çabasındadır. Onların tarafından baktığımızda, yaşamla mücadele etmektedirler ve onlara armağan edilen yaşamı layığıyla yaşamaktadırlar. Sorduğumuzda, "sağlık, mutluluk ve başarılı bir hayat" içerisinde olmayı dilerler ve onun peşinde koşarlar.

Zaten buraya kadar hiçbir sorun yok. Bu 3 harika şeyi yaşamak herkesin hakkıdır.

Sorun, yaşamla alışveriş halinde olmaya başladığımızda başlıyor. Yani, yaşamdan istediklerimizi alabilmek için kendimizden bir şeyler verdiğimizde..Çoğu kişi buna ödün vermek, feragat etmek diyor ve bunları başarıya ve mutluluğa giden yolda olmazsa olmaz olarak görüyor. Verdiği her ödünde ve ettiği her feragatte kendini çok iyi hissediyor. Çünkü, kendinden bir şeyleri verdi ve öylelikle başardı, mutlu oldu. Çünkü başarmak ve mutlu olmak için kendinden bir şeyler vermesi öğretildi yıllarca.

Ve işte benim çok sevdiğim çılgınca sorular geliyor..

Diyelim başarılı oldum. Sonra ne olacak?

Bu işin özünde neyin olmasını istiyorum?

Başarılı olmayı gerçekten anlamlı bir şey için mi istiyorum yoksa çevremdeki insanlara karşı mı başarılı görünmek istiyorum?

Bu istek onu yakalamak için harcayacağım enerjiye değer bir istek mi?

Bir başka istek gelsin..Zengin olmak..

Zengin olmayı neden istiyorum? Sonrasında ne olacak?

Altında yatan, kayda değer, anlamlı bir şey var mı?

Varoluş amacımız gerçekten bu mu?

Mutlu olmak için istiyorsak eğer, o mutluluğa ulaşmanın yolu gerçekten bir şeylere sahip olmak mı?

Bir şeylere sahip olmadan mutlu olamıyor muyum?

Bu isteğimi gerçekleştirirken, hem de mutlu olmak için, bir şeylerden vazgeçiyor muyum? Aileme ayırdığım zamandan, çocuklarımdan, hobilerimden, bana keyif veren şeylerden..

Cevaplar evetse, yaşamla alışveriş başlamış demektir. Mutluluk isteyeceğim, karşılığında kendimden vermem gereken bir şeyi seçeceğim, onu vereceğim ve karşılığında da mutluluk alacağım. Burada elde ettiğimin adı hala "mutluluk" mu, tartışmak lazım. Kim hayatla böyle bir alışverişe girmekten mutlu olabilir, düşünelim biraz.

Bağımlılık acı getirir; mutluluk bir şeye bağımlıysa eğer acı çekmek kaçınılmaz. Şimdi yine sormak istiyorum.

Mutlu olmak için acı çekmek isteyen var mı aranızda? Yoksa hiçbir şeye bağımlı olmadan koşulsuzca gelen mutluluğu mu tercih edersiniz?

Ölüm her canlıya gelecektir. Bunun kaçarı yok. Hayatı bunu düşünerek yaşamak gereklidir. 2 dk sonra da gelebilir, 20 yıl sonra da. Önemli olan her an gelecekmiş gibi yaşayabilmektir. Mucize olarak dünyaya geldiğimiz bu hayatta bizlere yaşam bahşedilmiş olmasının sebebi, sürekli yaşamla mücadele etme ve onunla alışveriş içerisinde olmak olamaz diye düşünüyorum. Her canlının bu hayata muhakkak bir geliş amacı olmalı.

Benim hayat diye tanımladığım şu;

“Ölümü aklımızdan hiç çıkarmadan, yaşamımızın anlamının ne olduğuna odaklanmak ve onu aramak, onu ararken de yaşadığımız her şeyden ders alarak öğrenimimizi bir şekilde tamamlamak. “

Peki ya sizin “hayat” tanımınız ne?

Hayata gözlerinizi yummadan az evvel, size geriye dönüp senaryonuzu tekrar yazma imkanı verilseydi, nasıl bir senaryo yazardınız? Ve o senaryo içerisinde kendinizi nasıl bir insan olarak görmek isterdiniz?

Umarım yukarıdaki sorulara verdiğiniz her bir yanıt, içinizdeki size doğru harika bir yolculuk yapma fırsatı getirmiştir.

Bir sonrakine ve daha da sonrakine ulaşayım derken, arada kaybolup giden koşulsuz mutluluğu atlamadığınız, hayatınızın anlamını keşfettiğiniz harika yolculuklar diliyorum her birinize..

Sevgiyle

Nergis AKKAYA (KAYGAS)


122 görüntüleme