Değişime nereden başlamalı?


Kişisel gelişimle ilgili olduğumu bilen arkadaşlarımdan ve yakınlarımdan sıklıkla gelen sorulardan birisi “Hayatımı güzelleştirmeye nerden başlamalıyım?” sorusudur. Bana hep, “nerden başlayacağımı bilmiyorum, ne istediğimi bilmiyorum, ne yapmalıyım?” diye direkt olarak sorarlar ve onlara tabiri caizse yapılacaklar listesi iletmemi isterler.

Ben kimseyi yönlendirecek ya da ona ne yapması gerektiğini söyleyecek bilgelikte değilim. Tek bildiğim hayatın güzelliği cümlesindeki “güzelliğin” her insana göre farklılık gösterdiğidir ve önemli olan bu “güzellik” kelimesinin karşı tarafca nasıl çerçevelendiğidir.

Eğer bugüne kadar yaşadığımız hayattan memnun değilsek, bu hayatımızın güzel olmadığı ile değil, hala daha aynı şeyleri yapmaya devam ediyor oluşumuz ile ilgilidir. Bu sebeple doğru odak noktası aslında hayatı şimdiye kadarkinden farklı yaşamayı tercih etme noktası, yani değişimdir.

Bu noktada kendimize olan soruyu “hayatımda neyi değiştirirsem / farklı yaparsam hayatımda olumlu yönde bir değişim gerçekleşir” olarak değiştirmek belki daha yerinde olabilir.

Hayatın nasıl yaşanacağına, değişeceğine ve nasıl güzelleşeceğine dair yapılacaklar listesi maalesef ki yok. Hayat zaten çok güzel.. Önemli olan bu güzellik içerisinde bizim kendimizi nasıl konumlandırmayı tercih ettiğimiz. Ben “tercih” kelimesini çok severim. Bu kelimenin harika bir enerjisi olduğuna inanırım ve her kullandığımda hayatımın sorumluluğunu kendi aldığımı bir kez daha hatırlarım ve göğsüm kabarır. Konuyu çok dağıtmadan, gelelim kendimizi nasıl konumlandırmayı tercih edeceğimize..

Benim için hayatın güzelliğini daimi kılan öncelikli konu “Hayatımın merkezine kendimi koymak” ve bu sayede gelen mucizeleri sevgiyle kabul etmektir. Düşünme sırası size geldiğinde bu sıralama değişecektir belki de ama listenin bir yerlerinde muhakkak olmalı bence.

Hayatınızın merkezine kendinizi koyduğunuzda ve sizin dışınızdaki kişilerin kendilerine has fikirleri doğrultusunda bir yaşam kurmadığınızda, hayat size her haliyle güzel olduğunu hatırlatacak.

Bu yazımı okuyan anne ve babalar ve bazı arkadaşlarım belki de söylediklerim karşısında “Asi!”, “Burnunun dikine gidiyor!”, “bu bencillik değil de nedir!” gibi cümleler sarfediyor olabilirler. Kendi annem ve babam da, eyvah yine ne yapacak acaba bu kız gibi bir endişeye kapılmış olabilirler.

Eğer yazım okunduktan sonra, yukarıdaki cümleler sarfediliyorsa, yazım baştan aşağı yanlış anlaşılmış demektir.

Ben, “kendi isteklerini herşeyin üstünde tutmaktan , BENCİL olmaktan değil; “kendi varlığını kabul etmekten ve kendi isteklerine sahip çıkmak” tan bahsediyorum..

Kimsenin deneyim ve fikirlerine saygı göstermemekten değil, herkesin fikirlerini ve bakış açılarını dinlemek, bunu yaparken bize uygunluğunu, iyi gelip gelmeyeceğini tartmak ve hayatı kendi istek ve mutluluğumuza odaklanarak yaşamaktan bahsediyorum.

Başkalarının istedikleri hayatı yaşayan insanların gerçekten mutlu olmasının imkanı olmadığına inanıyorum. Bu tıpkı kendisine ait olmayan bir elbisenin içine girmeye çalışmaktan farksız benim için.

Ben, ben olmamaya başladığım andan itibaren, şimdiye kadar kabul ettiğim, inandığım ne varsa benimle birlikte yok olacaktır. Bu çok doğal bir sonuçtur.

Başkalarının fikirleri, iyileri, olurları vs.leri ile yaşadığım hayatta, BEN ve BENim hayatım kavramından söz etmek mümkün olabilir mi? Ne yani, onlar varsa ben varım, onlar yoksa ben yok muyum? Yazıya dökmesi bile ürpertici değil mi?

Hayatınızın merkezine kendinizi koyduğunuz zaman, etrafınızdaki insanlar da bu merkeze göre konumlanır ya da konumlanmazlar. Konumlanmadıklarında bu sizi değersiz ve önemsiz kılmayacağı gibi, aksine, sizin değerinizi ve varlığınızı ve hatta karşı taraftaki kişilerin varlığını ve değerini katbekat arttıran bir durumdur.

Kendi merkezimizden hayatımızdaki insanların konumlarına karar verip, bir yandan sizi üzen şeyleri hayatınızdan elerken, bir yandan da merkezinize size iyi gelen ve mutlu eden olayları koymanın neresi bencilcedir?

Yazımda geçen soruların tümüne verdiğimiz yanıtlarda başkalarının hayatlarını yaşadığınızı farkettiyseniz lütfen kendinize bir iyilik yapın ve hemen kendinize şunu sorun:

“ Hayatımın merkezine kendimi koyduğumda yaşadığım hayat nasıl bir hayat olurdu ve bu hayatın içinde neler olurdu? ”

Lütfen sahip olmayı istediğiniz hayatlarınızı yaşamaya çabalayın ve bu yolda da kendi inanç ve değerlerinize sahip çıkın.

Kontrolü ve sorumluluğu kendi ellerinizde tuttuğunuz, sadece ve sadece kendi onayladığınız harika bir hayat yaşamanızı dilerim.

Sevgiyle,

Nergis Kaygas


65 görüntüleme