TERCİH ZAMANI...


Tercih kelimesi, telafuz edildiğinde ve içinde bulunulduğunda insanı biraz irite edebilen bir kelime..Kelime anlamı ise, herhangi birşeyi bir diğerinden daha iyi, daha uygun görmek ve seçim yapmak demek.

İşin içinde seçim olunca da çok büyük bir ihtimal istemediğim bir durumun içerisinde yer alıyor olabilirim ve bir sonraki adımım da, yapmış olduğum tercihin doğruluğunu ve yanlışlığını sorgulama yönünde olabilir. Hal böyle olunca, bu kelime beraberinde doğru mu, yanlış mı sorularını getiriyor da diyebiliriz.

Bu sorular hayatımıza girdiğinde, insanlar doğal olarak doğru ve yanlış tanımını belirleyebilmek ve doğru adreslemeler yapabilmek için geçmişe gidiyor. Kendi yaşadığı geçmişteki deneyimlerine, arkadaşlarının ya da akrabalarının yaşadığı deneyimlere vs..bakıyor ki, onların ya da kendisinin zamanındaki seçimlerinin ardından yaşadığı “doğru” ya da “yanlış” durumlara göre karar verebilsin. Acaba o zamanki şartlar neydi, o kişi tercihiyle mutlu olmuş muydu, acaba şuanda benim doğru diye nitelendirdiğim onun da doğrusu muydu vs..derken, geçmişte boğuup gidiyoruz..Sahip olduğumuz enerjinin neredeyse yarısından fazlasını cevabını bilemediğimiz ve hatta hatırlayamadığımız durumlara verdik gitti..Eee, kendi durumumuz? Ona bakabildik mi hiç? Andaki hissimize, ne düşündüğümüze, ne hissettiğimize, kısacası kendimize dürüstlük noktasına gelebildik mi?..Doğru mu yanlış mı, doğru mu yanlış mı diye sora sora tercih anını uzaklaştırmaktan başka birşey yapabildik mi? Hatta öyle uzatmalar oluyor ki bazen, araya başka tercihler bile girebiliyor ..

Hiç çekinmeden, zamanında kendi yaşamış olduğum bir deneyimimle ilgili örnekler vererek gitmek istiyorum. Bundan 3 yıl öncesinde yaklaşık 7-8 ay gibi bir süreyi, mevcut işimden istifa etme ve etmeme tercihlerini düşünmek ve istifa edersem doğru mu yaparım yanlış mı yaparım endişesi ve kaygılarıyla geçirdim. Sürekli olarak arkadaşlarım, ailem ve o zamanki eşimden beni doğruya yönlendirmeleri ve doğruyu görmemi sağlamaları için yaşlı gözlerimle yardım talep ettim...İstifa eden arkadaşlarımın istifa sonrası yaşantılarına baktım..İstifa sonrası başıma neler gelebilir oturdum saatlerce düşündüm..Bir gelecek bir geçmiş arasında git-gellerle düşündükçe, anda olmaktan, arkadaşlarım ve ailemle keyifli vakit geçirmelerden git gide uzaklaştım..Böyle böyle tam 6 ay geçti...Bir gün, deniz kenarında otururken birden şu soru çıkıverdi içimden. ”Nergis, yaşadığın bu huzursuz, seni üzen, senin için çok ta doğru olmayan bu ortamın bir parçası olmak istiyor musun?” O günkü durumda ve şartlarda, cevabım “hayır”dı. Ve tercihimi istifa yönünde kullandım. O an için kendimce doğru kararı verdim ve tercihimi ilgili mercilerle paylaştım. Kendimi çok mutlu hissediyordum ve bu benim için herşeyden daha önemliydi. Bu tercihten 15 gün sonra, şartlar ve durumlar değişti. Önüme aynı durumla ilgili başka tercihler geldi. Ve, 15 gün önceki tercihim yerini bir öncekinin tam tersi olan şirkette kalma tercihini yaşamama olanak verdi. Şimdi soruyorum. 15 gün sonra şirkette kalma tercihini vermiş olmam, 15 gün önceki istifa tercihimin yanlış olduğunu mu gösterir?

Burada çok önemli ayrıntılar var ve ben bunları kocaman yazmak istiyorum.. “O ANDAKİ ŞARTLAR” ve “O ANDA NE İSTEDİĞİM VE HİSSETTİĞİM”..

Çok samimi bir şekilde sormak istediğim bir soru var. Şimdiye kadar birçok kez iki şeyden birini tercih etmek durumunda kalan bu yazımı okuyan sizler, tercihlerinizi yapmadan önce, doğru mu ya da yanlış mı sorusunun cevabını, tercihinizi yaşamadan bulabildniz mi? Eğer ben buldum diyorsanız lütfen iletişime geçin benimle, bu durumun formülünü sizlerden öğrenmeyi gerçekten çok isterim.

Tercihimizin doğru ya da yanlış olduğunu o tercihi yaşamadan bilme ihtimalimiz maalesef ki yok..Tahmin edebiliriz, o ayrı bir durum. O zaman, kişiye ve şartlara göre tanımı değişen doğru ve yanlış kavramlarını, daha tercih gerçekleşmeden düşünmek ne derece sağlıklıdır? Beynimiz bu sorunun cevabını düşünedursun biz ufak ufak tercihlerimizin sonuçlarına doğru yola çıkalım..

Diyelim ki tercihimizin sonucu bize göre yanlış oldu, – ki burada seçtiğimiz durum bize fayda getirmedi demek daha doğru olabilir – burada önemli olan yaşanılan bu pişmanlık deneyimi de denilebilen sonuçla yüzleşmek ve bu tercihi kendi seçtiğimiz için kendimizi kucaklayabilmektir. Ne mutlu ki bu durum bize insan olduğumuzu hatırlatmaktadır ve herşeyden önemlisi hayatımıza yeni kazanımlar ve bakış açıları getirmiştir..Yaşanılan bu harika deneyime teşekkür edip, kendimizi kucaklayıp, içinde bulunduğumuz tercih durumunun getirdiği faydasızlığın farkına varıp, onu güzel bir biçimde, kendimize kızmadan bir kenara bırakarak, mutlu seçimler yapabileceğimiz yeni tercihlerimize yönelmek bence insan olmanın en harika durumlarından biridir. Şuan seçtiğimiz tercih, bize başta düşündüğümüz sonuçları yaşatmıyor olabilir. Unutmayalım ki, evrende sınırsız tercihler yapabilme hakkına sahibiz. Düşe kalka bir gün kendimize faydalı olanı bulacağız.

Hayat kendi seçimlerimizden ibaret ve faydalı ve faydasız seçimler ve sonuçları da bize ait. İster faydalı ister faydasız bir tercih olsun, her ne olursa olsun, herbiri bizi bugüne getirdiği için muhteşemdir..Yaşadığımızın kanıtıdır.. Doğru ya da yanlış değildir. Hayat denilen yolculuk o günkü şartlar ve sahip olduğumuz bakış açısıyla “doğru”ydu, bugünkü şartlar ve sahip olduğumuz bakış açısıyla da yarın “yanlış” olabilir ve bu doğaldır. Her birey kendi tercihleri doğrultusunda yaşama hakkına sahiptir ve tercihleri doğrultusunda çıkan faydalı ya da faydasız durumların da tek sorumlusu kendisidir. Bu durum 2+2 = 4 kadar kesin ve nettir.

Biz yeter ki tercihlerimizi yaşarken ya da tercihlerimizin sonuçları karşısında ÖZSAYGIMIZI yitirmeyelim.

Ve yine, kendi seçimlerimizi yaşarken, kendi tercihlerimize giden yolda başkalarının hakkına, enerji alanına girmemeye, yargılamamaya ve yahut ta suçlamamaya özen gösterelim ki ileride tercihimizin bambaşka sonuçlarıyla başetmek ve yüzleşmek durumunda kalmayalım. Bu durumu yaşamak ta ayrı bir tercih konusudur ki, elbet buna da denilecek birşey yoktur..

Sevgiyle,

Nergis KAYGAS


60 görüntüleme