Hayatımızın sorumluluğunu almak


“Kendi hayatının sorumluluğunu almak”..

BU cümleyi okumak size ne hissettirdi?

Hemen içimizde bir cız etme, bir direnç oluyor sanki değil mi? Ya da en azından benim öyle oldu.

Çünkü şimdiye kadar, bize yaşadıklarımızdan ötürü hep başkalarını sorumlu tutmak öğretildi ya da biz bu çaresiz öğrenmişlikle büyüdük..Başımıza olumsuz şeyler geldi, hemen başkalarını suçlayarak içimizi rahatlatma yolunu seçtik. Çünkü böyle yaptığımızda top bizden gidiyor başkasına geçiyor ve biz de ohh diyor rahatlıyoruz. Top şimdi onda, o düşünsün artık..Top bir daha bana gelirse o zaman bakarız, gerekirse topu başkasına atıveririz.

Her ne kadar bize çok ağır gelse de, kabul etmek istemesek te, yaşadığımız herşeyden ama herşeyden, her duygudan, her durumdan, her olaydan %100 biz sorumluyuz. Biri bizi üzüyorsa, buna biz izin verdik; şuanda hayatımızda birşeyler yolunda gitmiyorsa bunu biz tercih ettik; Yaşadığımız sonuçlardan memnun değilsek, buna ve bu sonuçların devamına da karar veren yine biziz..Kimse kafamıza silah dayayıp ta bize birşeyi yaptıramaz, mümkün değil! O silah kafaya dayanıyorsa da, bu yine bizim sorumluluğumuzda..

Eğer birgün biri gelip size şunu söylese, ne hissederdiniz?

"Şuana kadar hayatında olup biten tüm olumsuz deneyimlerin sorumluluğunu yüklediğin o kişi(ler) var ya, sen yaşadığın hayatın sorumluluğunu on(lar)a yükledikçe, güç onların/onun eline geçiyor. Ve sen ona diyorsun ki, “al bu hayatım senin, bundan sonra ne yapacağıma, hangi yola gideceğime sen karar ver..”

Kendi gücünü başkasına kaptıran birinin, ulaşmak istediği gelişimi tamamlaması sizce mümkün olabilir mi?

Aşağıda, aynı durum karşısında kurulan 2 farklı cümleyi okuyalım mı birlikte?

DURUM: Bir arkadaşınız hatta ve hatta can dostum dediğiniz bir kişi bir davranışı ile sizi çok üzdü. Gelin bu durum karşısında ağzımızdan çıkabilecek cümlelere bir bakalım.

A: Dün akşam X bana ....... dedi ve bütün gecem onun yüzünden berbat oldu.Allahım ne yapacağım şimdi ben? Bir daha onun suratına bakarsam iki olsun.

B: Dün akşam X bana ..... dedi ve şuanda çok üzgünüm. Bununla birlikte, bu duyguyu yaşamak şuanda tamamı ile benim seçimim ve bunun olmasına BEN izin verdim. Onu çok seviyorum ve bir daha bu duyguyu bana yaşatmasına izin vermeyeceğim.

A’daki cümleyi okumak size ne hissettirdi?

Ben direk olarak kendimi “kurban” gibi hissettim. Bir de üstüne üstlük bir daha arkadaşımın suratına bakmama kararı aldım. Hem güç başkasında hem de en sevdiğim arkadaşımın yüzünü bir daha göremeyeceğim. Tam bir kaybet – kaybet durumu..

B’deki cümleyi okumak size ne hissettirdi?

Omuzlarınızı daha dik hissettiniz değil mi? Çünkü birşeyin olmasına izin veren ve bu tercihi yapan SİZsiniz. Başkası değil. Ve aldığınız karar da yine sizin kararınız. Sizin seçiminiz, siz seçtiniz.

Hem üzücü bir durum olmasına rağmen kendimizi iyi hissettik hem de bize faydası olmayan bir durumu bir daha yaşamama kararı aldık. Bence tam bir kazan – kazan.

Bu konu çok uzun uzadıya anlatılacak bir konu olmamakla birlikte tek bir özet cümlede birleşiyor.

“Hayatının sorumluluğu %100 sende. Sorumluluğu başkalarına yükleyerek gücü onlara vermeye harcayacağın enerjiyi gücü kendine verme yolunda harca..”

Bu hemen birileri bir yerlere “Hayatının sorumluluğunu al” diye yazınca olmuyor elbet..Konu akşamdan sabaha değişmeyecek kadar önemli bir konu. Bununla birlikte bunu yapmaya karar verdiğimiz an kalıcı mutluluğu yakalamamıza az kaldı demektir.

Eğer, şimdi hayatınızın sorumluluğunu almaya karar verdiyseniz, gelin sadece ve sadece 5-10 dakikamızı ayırarak, aşağıdaki soruları sırasıyla kendimize soralım.

  1. Hayatımın sorumluluğunu almam gereken alanlar neler?

  2. Bu sorumluluğu tamamen üzerime almak bana ne hissettiriyor?

  3. Bu farkındalığımla bundan sonra ne yapacağım?

Hayatımızın sorumluluğunu sımsıkı elimizde tuttuğumuz bol farkındalıklı günlerimiz olsun..

Işık olsun..

Sevgiyle,

Nergis KAYGAS


172 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör