KOŞULSUZ SEVGİ


Çekim yasası VOL 3 için biraz ara vermeye karar verdim :)

Bugün canım başka şeyler yazmak istedi..

Son zamanlarda ilk kez tanıştığım insanlarla, arkadaşlarımla, sevdiklerimle olan iletişimlerde en fazla dikkatimi çeken konulardan biri olduğu için bugün KOŞULSUZ SEVGİ konusu ile ilgili bir şeyler yazayım istedim.

Bundan 1 yıl öncesine kadar, mutluluğu sürekli olarak başka kişilerin düşünce ve davranışlarını değiştirmekte arardım. Yani, falanca kişi bana .....’yı yaparsa ya da yapmazsa ben mutlu olabilirdim. Falanca kişi ... konusunda beni çok üzüyordu..

Falanca kişinin davranışları asla değişmeyecek, bu kişiden adam olmazdı! vb. Bana ait olan yukarıdaki gibi birçok cümle sayabilirim size geçmişten.

Öfkelerim, gerginliklerim, kızgınlıklarım, hesaplaşmalarım artık öyle bir noktaya gelmişti ki, enerjim günden güne dibi görmeye başlamıştı. E düşük bir enerjiyle, yani depoda benzin olmayınca araba da gitmiyor doğal olarak. Evet bir benzin dolumu söz konusu ama benzin o kadar kalitesiz bir benzin ki, motorun ömrünü kısaltıyor, çalışma performansını etkiliyor, benzindeki “gereksiz katkı maddeleri” nden dolayı oluşan tıkanıklıktan ötürü motor yavaşlıyor vs.. Hayat kalitesi diplerde..

İlk farkındalığım, –kendimce- bu dibi gördüğüm zamanlarda oldu. Ve iyi ki de o dibi gördüm. Hiç te dip değilmiş şimdi baktığımda:) Her gördüğümde de, daha da zıpladım bir sonraki seferde.

Bu duygu durumlarını, bu olayları neden yaşıyorum diye üzerinde durup düşünmek zamanı gelmişti artık. İşin kolayına kaçıp birçok kişiyi suçladığımı farkettim bu sırada.. Her ne kadar dipte olsam da, hala daha o mükemmeliyetçi Nergis yerindeydi.. E öyle oldukça da, korktuklarım, aklımdan geçen tüm olumsuzluklar başıma geliverdi..İyi ki de geldi..Çok şükür..Eğer gelmeseydi, düşünmeyecektim çünkü..Neden diye araştırmayacaktım..Çekim yasasını keşfetmeyecektim ve düşüncelerimizin bir enerji oluşturup, onları hayatımıza bizim çektiğimizi bilemeyecektim..Neyse, bunları zaten daha önce konuştuk..Geçiyorum..

Aaa Nergis böyle mi yapmış?, o cümleleri mi kurmuş?, insanları mı suçlamış?, mükemmeliyetçi miymiş? demeyin. Beni de etiketlemeyin.. Biraz kendimize dönüp baktığımızda, yukarıdaki cümlelere benzer cümlelerin birçoğumuzun günlük yaşamda sıklıkla kurduğu cümleler, ortak yaşanılan deneyimler olduğunu anlamak hiç zor değil. Hiçbirimiz de dönüp kendimize bak(a)mıyoruz.. Hala kendi doğrularımızla karşıdaki insanın davranışlarını eleştirip, kendi doğrularımız doğrultusunda onun yanlış davrandığı kanısına çok rahatlıkla varabiliyoruz. Eleştirmekle kalmıyor, onu değiştirmeye çalışıyoruz. Etiketleri yapıştırıveriyoruz üzerlerine..

Hayatımızın bu noktasında, bunu farkettiğimiz anda sadece ve sadece insanları ve de kendimizi eleştirmekten, suçlamaktan, yargılamaktan, yaftalar yapıştırmaktan vazgeçsek..Yaradandan ötürü insanları ve de en önemlisi kendimizi sevsek..Allah’ın herkesi sevgiden yarattığını ve bizleri koşulsuz sevdiğini bilsek..

Peki bu konuda ne yapmak gerekir acaba?

Tamam onu değiştirmeyelim de, yaptığı davranışlar beni çok üzüyor, onu ne yapacağız? Bu şekilde kabullenelim, ona da hiçbir şey söylemeyelim, o bunu yapmaya devam etsin, biz de mutsuz olalım öyle mi?

Hayır, tabiiki öyle değil..

Bunu başarabilmenin bir yolu var elbet hem de çok basit..

Çünkü hiç kimseyi değiştirmeye çalışmak, ona birşeyler anlatmak, kendimizi anlatmaya çalışmak yok içinde.

Tek yolu size çok ilginç gelecek belki ama KOŞULSUZ SEVGİ'yi deneyimlemekten geçiyor. Yani, karşımızdaki kişiyi olduğu gibi kabullenmek ve o kişi ile yapmış olduğu sizi üzen davranışı ayrı tutabilmek..

Diyelim ki son zamanlarda çocuğunuzun agresif tavırları sizi oldukça üzüyor. Bu sebepten ötürü artık hiç bir şeyden tat alamıyor ve sürekli olarak onu bu davranışından nasıl vazgeçireceğinizi düşünüyorsunuz.

Öncelikle, ilk yapmamız gereken,

- koşulsuz sevgi durumuna geçebilmek. Çocuğumuzu ve yapmış olduğu bu davranışı birbirinden ayırmak.

- Sonrasında, -ki burası çok önemli- çocuğunuz bu davranışı yapmasaydı siz kim olurdunuz? Nasıl hissederdiniz? sorusunu kendinize sormak

- Sonra O kişi olmak (Olmayı istediğiniz)..

Böylelikle çocuğunuzun değişmeme ihtimalini kabullenerek, ona değişimi için fırsat vermiş olacaksınız.

Hiç zor gelmesin..Oturun düşünün. Hatta yazın..

Yarın bizim için yeni bir hafta başlıyor. Haftaya bu soruyla başlayalım, biraz kim olmak istediğimize odaklanalım, ne var yani? O kişiymiş gibi davranalım, yaşayalım. Ne kadar zor olabilir ki!

Burada amaç kesinlikle ve kesinlikle çocuğunuzu - ya da siz o örneğe her kimi koyduysanız- değiştirme ya da düzeltme amacı gütmemek.. Burada asıl amaç onu olduğu haliyle sevmek ve kabullenmektir.

Siz bırakın onun değişimini, o çocuk ta olsa kendisi için doğru olanı bulacaktır. Hatta bizlerden çok daha kolaylıkla bulacaktır, buna emin olabilirsiniz.

Siz kendi değişiminize odaklanın. Sizin için önemli olan onun değişmesi değil, onun bu davranışı değişirse sizin nasıl hissedeceğiniz olmalıdır. Siz değişince, çocuğunuz da sizin bu değişiminize uyum sağlamak durumunda kalacak ve değişecektir. Bunun olmama ihtimali yok. Çünkü artık o davranışı değişmezse sizi kaybetme korkusunu yaşamayacak..

Aynı hikayede çocuğunuz yerine kendimizi de koyabiliriz. Eğer biraz yukarıdan kendimize bakabilirsek, eminim binlerce değiştirmeyi istediğimiz davranışımızla yüzyüze geleceğiz. Bu durumda, koşulsuz sevgi'yi kendimizde deneyimleyebiliriz. Hayatımda olmasını istemediğim o davranış her neyse, değiştiğinde ben nasıl hissedeceğim? Kim olacağım?

Eminim çok zor sorular değil bunlar. Bu soruyu sormamız bile, biz farketmesek bile, beynimizde cevabı otomatik olarak başlatacak..

O istediğimiz kişi olalım önce..Biz öyle oldukça, beynimiz bu yeni halimize o kadar kolay uyum sağlayacak ki, eminim şaşıracağız..

Herşeyde yapabiliriz bunu..Sigaradan özgürleşirken, kilolarımızdan özgürleşirken vs..

Hadi canım, bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur demeyin. Nerden biliyorsunuz yedisindeki ve yetmişindeki kişinin yanlış kişi olduğunu? Kime göre yanlış neye göre yanlış bir kişi? O da Allah’ın yarattığı ve kendi doğrularıyla yaşayan bir insan. Sizin oyun arkadaşınız..Siz mutlu olacaksınız diye o niye değişsin ki? Değişmek isterse o değişir, kendi isteğiyle..Siz onu, onun bu doğru haliyle kabullenin, o değişmiş olsaydı siz nasıl olurdunuz ona bakın..Siz istediğiniz kişi olun..O da değişmesin, ama size ayak uydursun..Formül bu.

BİZ DEĞİŞMEDEN HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEZ..

Bunu bir hayat felsefesi haline getirdiğimizde, koşulsuz sevgi'yi deneyimlediğimizde, artık herşeyi kolaylıkla değiştirebiliyor olmanın verdiği hazzı deneyimlemeye değmez mi?

Sevgiyle,

Nergis KAYGAS


131 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör